RARE PHOTOS: Gercek disi vaatler ve taktiksel ezberler ile milli takimin geldigi son durum 15098950 | Vintage Vibes
24 yıl aradan sonra genişletilmiş formatla katıldığımız Dünya Kupası'nda Avustralya ve Paraguay karşısında alınan mağlubiyetler, Türk futbolundaki derin yapısal krizleri bir kez daha gün yüzüne çıkardı.
Ulusal Kanal’a konuşan teknik direktör Ali Tandoğan, futbolcu temsilcisi Aykut Erçetin ve spor bilimci Prof. Dr. Turgay Biçer; taktiksel tutuculuktan zihinsel yetersizliğe, popülist yönetim anlayışından altyapı çıkmazına kadar turnuvanın tüm arka planını masaya yatırdı.
Ay-yıldızlı ekibimizin turnuvadaki erken vedası, Türk futbol kamuoyunda büyük bir sarsıntı yarattı. Saha içinde reaksiyon gösteremeyen, rakip analizi zayıf ve kriz anlarında zihinsel olarak çöken bir takım görüntüsü; teknik heyetin ve federasyonun yönetim tarzını ciddi şekilde tartışmaya açtı. Bu derin kırılmayı; Beşiktaş ve Bursaspor ile şampiyonluk yaşamış deneyimli teknik direktör Ali Tandoğan,
Galatasaray ve milli takımlarda uzun yıllar eldiven giymiş futbolcu temsilcisi Aykut Erçetin ve ülkemizde spor psikolojisinin kurucu isimlerinden Prof. Dr. Turgay Biçer ile değerlendirdik. Söyleşimizde ayrıca eski Çorumsporlu Paraguaylı milli futbolcu Braian Samudio'nun da dış göz olarak yaptığı çarpıcı tespitlere yer verdik.
DÜNYA KUPASI'NDA PARAGUAY DARBESİ VE DEĞİŞEN DENGELER
Milli takımımız, favori gösterildiği Paraguay maçında sahadan mağlubiyetle ayrıldı. Türkiye'de uzun yıllar forma giymiş bir isim olarak bu karşılaşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Paraguay galibiyeti hak etti mi?
Paraguaylı Milli Futbolcu Braian Samudio: Bu karşılaşma hem bizim hem de Paraguay'daki futbolseverler için son derece duygusal ve anlamlıydı. Ortaya çıkan sonuç bizi fazlasıyla memnun etti. Paraguay'ın galibiyeti hak ettiğini düşünüyorum çünkü oyunun gerektirdiği her şeyi sahada daha doğru uyguladık. Evet, Türkiye oyunu domine etti, pas yüzdesi yüksek olan taraftı ancak bizim milli takımımızda çok özel yetenekler var. Paraguay, Dünya Kupası oynamayı, bu seviyedeki maçları nasıl yönetmesi gerektiğini bilen tecrübeli bir takım. Doğru taktiksel anlayışla sahada kaldık ve hak ettiğimiz bir galibiyet aldık.
Paraguay kadrosundaki genç jenerasyonun potansiyeli hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu oyunculardan yakın zamanda Türkiye Süper Ligi'nde göreceğimiz isimler olur mu?
Paraguaylı Milli Futbolcu Braian Samudio: Kadromuzda şu an yaşları 21 ile 23 arasında değişen, çok ciddi gelecek vadeden oyuncular var. Enciso, Galarza ve Brighton forması giyen Gomez gibi isimler gerçekten fark yaratan, özel yetenekler. Türkiye, futbol oynamak için son derece cazip ve heyecan verici bir ülke. Önümüzdeki transfer dönemlerinde bu genç yeteneklerden bazılarının Türkiye'ye gelme ihtimalini yüksek görüyorum.
Peki, Türk milli takımının turnuvadaki genel performansını bir dış göz olarak nasıl buldunuz? Sizce nerede hata yapıldı?
Paraguaylı Milli Futbolcu Braian Samudio: Dürüst olmak gerekirse Türk milli takımından beklentim çok daha yüksekti. Kadronuzdaki oyuncuların kalitesini ve kulüplerindeki performanslarını yakından takip eden biri olarak çok güçlü bir takım olduğunuzu biliyorum. Ancak turnuva futbolu farklıdır; uluslararası arenaya çıktığınızda sadece yetenek yetmez. Bir vizyona, hayale ve felsefeye sahip olmanız gerekir. Türk takımının temel eksikliğinin bu inanç ve ideal birliği olduğunu düşünüyorum. Yoksa yetenek açısından hiçbir probleminiz yok, hatta fazlasınız var.
TAKTIKSEL TUTUCULUK VE EZBERE OYUNUN BEDELİ
Sayın Tandoğan, Paraguay maçı başlar başlamaz kalemizde golü gördük. Sonrasında ise rakibin savunma duvarını aşamadık. Saha içindeki bu çaresizliği teknik açıdan nasıl açıklıyorsunuz?
Teknik Direktör Ali Tandoğan: Tecrübe, bu seviyedeki turnuvalarda her şeyin önündedir. Maça başladık ve neredeyse ilk dakikada şanssız bir gol yedik. Asıl sınavımız o andan sonra başladı. Rakip, golü bulduktan sonra 4-4-2 dizilişiyle sahada adeta etten bir duvar ördü. Alanları daraltarak bizim üçüncü bölgede üretken olmamızı engellediler. Bir teknik direktörün böyle bir senaryo için mutlaka "B Planı" olmalı. Biz gol yemeyi planlamamış olabiliriz, ancak golü yedikten sonra oyunu açacak hamleleri yapamadık.
Çift ön liberolu sistemden hızla vazgeçilmeliydi. Topu zaman zaman rakibe bırakıp, kazanılan toplarla hızlı geçiş hücumları denenebilirdi. "Half-space" dediğimiz yarı alan boşluklarına Arda Güler'in yanı sıra diğer sekiz numaranın da sızması gerekirdi. Kenan Yıldız'a top geldiğinde sürekli birebir oynamasını bekledik. Rakip zaten kalabalık savunma yapıyor; orada sol bekimiz Ferdi Kadıoğlu'nun iç koşularla alan boşaltması, Kenan ile asansör sistemi dediğimiz uyumu yakalaması gerekirdi. Bunların hiçbirini sahada göremedik.
Aykut Bey, istatistiklere bakıldığında milli takımın yüzde 75 oranında topa sahip olduğunu ve 65 şut çektiğini görüyoruz. Bu veriler oynanan oyunu kurtarmaya yetmiyor mu? Neden sonuç alamıyoruz?
Futbolcu Temsilcisi Aykut Erçetin: Biz Türkiye’de futbolu çok fazla veri odaklı tartışmaya başladık. Veri odaklı analizler, belirli mesafeleri kat etmenin hedeflendiği Amerikan futbolu gibi branşlarda işe yarayabilir. Ancak futbol böyle bir oyun değil. İki gündür "Yüzde 75 topla oynadık, 65 şut çektik" söylemlerini duyuyoruz. Sormak gerekiyor: Topa sahip olduk ama maça hükmedebildik mi? Hayır. Rakip zaten topu bize bilerek bıraktı, kilidi açmamızı bekledi ve biz o kilidi açamadık.
Çektiğimiz şutların çok büyük bir kısmı ceza sahası dışından, çaresizlikten atılmış şutlardı. Ceza sahası içine giremedik. Hakan Çalhanoğlu ya da Arda Güler'in uzaktan şansını denemesi organize bir pozisyon üretildiğini göstermez. Biz rakibi kendi yarı alanımıza çekip arkada boşluk bırakmalarını sağlamalıydık. Luis Enrique'nin Paris Saint-Germain’de kalecisine bilerek topu taç attırıp Bayern Münih’i üzerine çekmeye çalıştığı gibi akılcı hamleler yapmalıydık. Biz ise sürekli baskı yaparak rakibin zaten istediği gibi gömülü kalmasına hizmet ettik.
Sayın Tandoğan, Kerem Aktürkoğlu'nun fiziksel olarak dezavantajlı olmasına rağmen ısrarla iki uzun stoperin arasında tek forvet olarak oynatılmasını nasıl yorumluyorsunuz?
Teknik Direktör Ali Tandoğan: Kerem Aktürkoğlu, özünde bir kanat veya kenar forvettir. Geniş alan bulduğunda savunma arkasına yapacağı koşularla ve bitiriciliğiyle etkili olur. Onu gömülü savunma yapan takımlara karşı pivot santrafor gibi oynatmak hem oyuncunun verimini düşürür hem de takımı hücumda eksik bırakır. Elinizde fizik gücü yüksek Barış Alper Yılmaz gibi ya da stoperleri yıpratacak Deniz Gül gibi alternatifler varken bu ısrarı anlamak mümkün değil. Montella'nın bu konudaki tutumu tamamen bir taktiksel yanılgıdır.
BASKIYI YÖNETEMEMEK: ZİHİNSEL PERFORMANSIN SKORA ETKİSİ
Prof. Dr. Turgay Biçer, milli takımın geriye düştüğünde yaşadığı panik ve oyundan erken kopma durumunu bir spor bilimci olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durumun zihinsel antrenman eksikliğiyle bir ilişkisi var mı?
Prof. Dr. Turgay Biçer: Antrenman, sporcuyu mükemmelliğe götüren teknik, taktik, kondisyon ve psikolojik çalışmaların bütünüdür. Bunu dört ayaklı bir masaya benzetebiliriz; ayaklardan biri eksik ya da yarım olduğunda o masanın sağlam durmasını bekleyemezsiniz. Sporcu, psikolojik beceri antrenmanlarıyla zihinsel olarak hazırlanmamışsa sahada eksik kalır. Profesyonel hayatta "moral ve motivasyon" kelimeleri tek başına yetersizdir. Beceri dediğimiz şey, kas belleğine geçmiş ve baskı altında da uygulanabilen bir sonuçlandırma yetisidir. Çocuklarımız çok yetenekli olabilir ancak bu yeteneği sonuca yönelik bir beceriye dönüştürmede, yani problem çözmede yetersiz kalıyoruz.
Maalesef teknik direktörlerimizin bu konuda ciddi bir açmazı var. Sporcuyu adeta taktik tahtasındaki hareketsiz magnetler gibi görüyorlar. Oysa insan yönetiyorsunuz; duyguları, sinir sistemi, kaygıları olan bir varlığı sevk ve idare ediyorsunuz. Dünyanın en önemli Amerikan futbolu antrenörlerinden Nick Saban, bir belgeselinde, uzun yıllar sporcuların kriz anlarındaki davranışlarını anlamakta zorlandığını ve bir psikiyatrla çalışmaya başladıktan sonra kariyerinde sıçrama yaşadığını anlatır. Bizim teknik direktörlerimizde ise bu vizyon eksik. Vincenzo Montella'ya bu alanda bir uzmana ihtiyaç olup olmadığı sorulduğunda, "Ben varım, ben yeterim" yanıtını veriyor. Bu büyük bir yanılgıdır.
Peki, spor psikolojisi bu seviyedeki turnuvalarda tam olarak ne işe yarar? Sporcuların "üzerimizde baskı var" mazereti ne kadar gerçekçi?
Prof. Dr. Turgay Biçer: Ben baskı kavramına inanmıyorum. Profesyonel sporcu zaten o baskı altında oynayabilmek için binlerce saat antrenman yapar. Buradaki asıl sorun, zihinsel dayanıklılık sınırlarının test edildiği anlarda doğru performansı gösterebilmektir. Biz antrenmanlarda kaba inşaatı harika yapıyoruz; iyi demir, iyi beton kullanıyoruz ama binanın içine yaşanacak sıcaklığı, yani ruhu koymuyoruz. Spor psikolojisi uzmanı, yeni adıyla zihinsel performans danışmanı, oyuncunun reaksiyon sürelerini, kriz anlarındaki karar verme mekanizmalarını yönetmesini sağlar. Biz bunu tasarlar ve öğretiriz. Profesyonelseniz stres altında soğukkanlı kalmak zorundasınız. Bir cerrahın ya da savaş pilotunun "bugün moralim bozuk" diyerek işini yapmama lüksü var mı? Yok. O halde sporcuların da bu tür çocukça ve şımarıkça mazeretlerin arkasına sığınmasını kabul edemeyiz.
POPÜLİST VAATLER VE GERÇEK DIŞI HEDEFLER
Aykut Bey, milli takımın turnuvaya gönderiliş sürecinde federasyonun takındığı tavır ve kamuoyuna verilen hedefler sizce ne kadar gerçekçiydi?
Futbolcu Temsilcisi Aykut Erçetin: Biz bu turnuvayı daha gitmeden, Kosova'daki eleme maçından hemen sonra kaybettik. 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası vizesi aldık ancak bu vizeyi takım sayısının 32'den 48'e çıkması sayesinde, yani bir kontenjan avantajıyla elde ettik. Başarımız çok büyüktü ama ayaklarımız yere basmadı. Zafer sarhoşluğuyla daha aynı gece yapılan ilk resmi açıklama "Biz oraya kupayı almaya gidiyoruz" oldu. Bu, matematiksel ve gerçekçi olarak inanılmaz büyük bir hata ve genç oyuncuların omuzlarına yüklenmiş korkunç bir baskıdır.
Bakın, kupayı kazanan Arjantin, dünya devi Brezilya, Avrupa şampiyonu İspanya ya da muazzam bir kadroya sahip Fransa bile kendilerini favori göstermekten kaçınırken, biz turnuva tecrübesi olmayan genç çocuklara "kupayı alacağız" hedefi koyduk. Bu çocuklar saha içinde yapacakları ilk pas hatasında zihinsel olarak çökmeye mahkûmdu; nitekim öyle de oldu.
Ali Hocam, turnuva öncesinde Federasyon Başkanı'nın futbolculara Bodrum'dan lüks villalar vaat etmesi ve teknik direktör Montella'nın polemik yaratan "bazılarından daha Türk'üm" açıklamaları takımın odağını nasıl etkiledi?
Teknik Direktör Ali Tandoğan: Milli takım forması giymek en yüksek onurdur. Bizim dönemimizde de büyük primler konuşulurdu ancak bugünün oyuncularının kazandığı astronomik rakamlar düşünüldüğünde, federasyonun Bodrum'dan villa vaat etmesi son derece amiyane ve vizyonsuz bir yaklaşımdır. Milli takıma gelen oyuncu vatanı için, kariyeri için ve pazar değerini artırmak için oynar; villa için değil.
Montella'nın "bazılarından daha Türk'üm" açıklaması ise tamamen popülist bir yaklaşımdır. Türkiye’de beş yıldır bulunmasına rağmen tek kelime Türkçe konuşmayan bir teknik adamın, eleştirilere karşı böyle bir savunma mekanizması geliştirmesi Türk halkı nezdinde karşılık bulmamıştır. Kamuoyu kendisinden bir milliyetçilik dersi değil, İtalyan taktik zekasını sahaya yansıtarak maç kazanmasını bekliyordu. Maç öncesinde bu tarz yapay polemikler yaratmak odaklanmayı tamamen bozmuştur.
2032 VİZYONU VE ALTYAPIDA DEVRİM İHTİYACI
Aykut Bey, milli takımımızın geleceğini kurtarmak ve bu turnuvalarda kalıcı başarılar elde etmek için nasıl bir yol izlemeliyiz?
Futbolcu Temsilcisi Aykut Erçetin: Bizim asıl hedefimiz 2032 Avrupa Şampiyonası olmalıdır. Bugün eleştirdiğimiz Arda, Kenan ve Can gibi oyuncular o dönemde 28 yaşlarında, yani kariyerlerinin zirve döneminde olacaklar. Bu süreci doğru planlamak zorundayız. Almanya, Fransa, Belçika ve hatta Fas geçmişte büyük başarısızlıklar yaşadıktan sonra altyapıda devrim niteliğinde adımlar attılar.
Benim kardeşim Stuttgart altyapısında U14 takımını çalıştırıyor. Almanya'da kulüpler ile okullar arasında organik bir kooperasyon var. Çocuklar sabah antrenmanına çıkabilmek için tesislerde özel öğretmenlerden ders alıyorlar; eğitim ve spor eş zamanlı yürütülüyor. Bizde ise çocuklar sentetik sahalarda, hiçbir bilimsel planlama olmadan yetiştirilmeye çalışılıyor. Eğer bugün yapısal bir reform başlatmazsak, sadece turnuvaları televizyondan izleyen misafirler olmaya devam ederiz.
Teknik Direktör Ali Tandoğan: Aykut'un bahsettiği eğitim entegrasyonu en kritik noktadır. Benim 13 yaşında altyapıda oynayan bir oğlum var. Çocuk sabah 08.00'de okula gidiyor, 16.30'da eve dönüyor. Ben onu arabayla trafikte yetiştirmeye çalışıyorum; çocuk yorgunluktan arabada uyuyakalıyor. Gözünü yüzünü yıkayıp idmana çıkarıyoruz ve bu çocuktan milli takım seviyesinde performans bekliyoruz.
Milli Eğitim Bakanlığı ile Türkiye Futbol Federasyonu acilen bir araya gelmeli ve sporcu öğrencilerin müfredat saatlerini spor eğitimlerine göre esnetmelidir. Bu sistemi kurmadığımız sürece ne bir santrafor yetiştirebiliriz ne de uluslararası arenada kalıcı bir başarı elde edebiliriz. Değişim, günübirlik popülist kararlarla değil, sistemli bir altyapı devrimiyle mümkündür.
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu Dünya Kupası sonrası Montella kararını açıkladı!Spor