FORGOTTEN HISTORY: Abd komunist parti uyesinden yeri yerinden oynatacak aciklama nato olumun esiginde 15099240 | History Defined
Amerikan Komünist Partisi MYK Üyesi Jackson Hinkle Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi “Dünyada Güvenlik ve NATO” konferansında konuştu.
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'e misafirperverliği ve konuşma fırsatı tanıdığı için teşekkür ederek sözlerine başlayan Amerikan Komünist Partisi MYK Üyesi Jackson Hinkle, Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi'nin "Dünyada Güvenlik ve NATO" başlıklı konferansında mevcut küresel güvenlik krizlerini değerlendirdi.
"4-5 YIL İÇİNDE GÜVENLİ OLMAYABİLİRİZ"
NATO'nun zayıfladığını ancak bu zayıflığın ittifakı daha saldırgan bir yapıya büründürdüğünü savunan Hinkle, yaklaşan tehlikeye dikkat çekti. 2024 yılının sonlarında Donald Trump'ın ikinci kez başkanlık koltuğuna oturmasından önce NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin yaptığı açıklamaları hatırlatan Amerikalı siyasetçi, şu ifadeleri kullandı: ''NATO aslında bir ölümün eşiğinde. Ancak ben kendilerinin şu anki yaşadıkları zayıflığın önümüzdeki dönemde birtakım şeylerin daha da iyileşeceği konusunda bir işaret olduğuna inanmıyorum. 2024 12 Aralık tarihinde Donald Trump ikinci kez Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olmadan önce NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, bir NATO zirvesinde şunu ilan etti: 'Bizler önümüzdeki 4-5 yıl içerisinde bizi neyin beklediğini bilmiyoruz ama tehlike hızla üstümüze geliyor. Evet şu an için güvendeyiz, ancak 4-5 yıl içerisinde güvenli olmayabiliriz.' Aslında bu çok net duyduğumuz bir beyandı. NATO çok büyük bir şey planlıyordu. Bunlar her zaman için beni etkiler. Yeni bir başkan geliyor ve birçok kişinin de aslında birtakım şeyleri değiştireceğini düşündüğü bir başkan geliyor. Aslında tabii ki iyi anlamda birtakım şeyleri değiştirmedi ama NATO'nun genel sekreterinin çıkıp, Trump gittikten sonra NATO topraklarında bir savaş veya bir sorun yaşayacağız dediğini de duymamıştım."
NATO'nun bütçe endişeleriyle 2026 ara seçimlerini kullanarak 2028 yılında ABD'nin başına önceki normlardan bağımsız, yeni bir Demokrat başkan getirmeyi hedeflediğini aktaran ABD'li siyasetçi, Avrupa'nın da bu senaryoya hazırlandığını dile getirerek, ''NATO için yeni fon mekanizmaları geliştiriyorlar. Gayrisafi hasıladan NATO'ya aktarılan %5'lik bir bütçe var. NATO ülkeleri 2035'e kadar bunu gerçekleştirmeyi taahhüt ediyorlar. 2025'te NATO ülkeleri gayrisafi hasılalarının %2'sini zaten halihazırda aktarıyorlardı. Almanya 2039 yılında NATO içerisinde en güçlü askeriyeye sahip olmayı hedefliyor. Polonya bunun da öncesinde, 2030 yılında kendi ordusunu güçlendiriyor. Estonya da keza öyle. NATO'nun doğudaki üyelerine bakacak olursak, orada da giderek daha fazla hem silahlanmanın hem de orduların genişlediğini görüyoruz. Kuzey (Nordik) ülkeleri de kendi savunma sistemlerini geliştiriyorlar. NATO'nun bu yepyeni planı, buna bir 'Güç Modeli' (Force Model) diyorlar, Rusya'yı Balkanlaştırmak ve Rusya Federasyonu'na karşı daha önce hiç görülmemiş en büyük savaşı ortaya koymak. Buna bir hazırlık var. 2028'deki yeni Amerika Birleşik Devletleri başkanı, eğer NATO'nun bu misyonunu desteklerse o göreve gelecek; bunu da biliyoruz." ifadelerini kullandı.
''İSRAİL VE ABD'NİN HEDEFİ ÇOK KUTUPLU DÜNYAYI BÖLMEK''
Zayıflayan ittifakı yaralı bir arıya benzeten Hinkle, ABD'nin tek kutuplu dolar hegemonyasını korumak için çok kutuplu dünyanın önünü kesmeye çalıştığını aktardı. Eski ABD Başkanı Ronald Reagan'ın "Özgürlüğümüz, sürekli savunmamız gereken bir şeydir. Çünkü bizler özgürlüğümüzü savunmazsak, o zaman türümüzün sonu gelir." sözlerine atıf yapan Hinkle, İran üzerinden yürütülen operasyonların da doğrudan Rusya'yı hedef aldığını kaydetti: ''İran meselesi sadece zenginleştirilmiş bir uranyum meselesi ya da bir rejim değişikliği meselesi değildir. Burada Ortadoğu'da egemen bir güce saldırıldı, ama aynı zamanda Çin ve Rusya da hedef alındı. NATO ve Amerika, İran üzerinden gerçekleştirdiği bu saldırıyla terörist eylemlere Rusya'nın güneyini açmak istiyor. Eğer İran'ı alt edebilselerdi, kaos oradan sıçrayacak ve Rusya'ya doğru ilerleyecekti. Amacı buydu. Netanyahu da zaten bu planı daha önce çokça dile getirdi, buna ilişkin birçok konuşması var. Hatta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda da bir konuşma gerçekleştirmişti ve elinde iki tane kâğıt tutmuştu. Bir tanesinde Çin Kuşak ve Yol Girişimi'ni 'bela' olarak nitelemiş, diğerinde de 'Bizi kurtaracak girişim budur' diyerek IMEC (Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru) haritasını göstermişti. İsrail'in merkezde yer aldığı; Ortadoğu'dan ve Uzakdoğu'dan gelen ürünlerin İsrail üzerinden Avrupa'ya aktarıldığı bir kuşaktan bahsetmişti. Buradaki asıl amaç çok kutuplu dünyayı ayrıştırmak ve Amerika Birleşik Devletleri de kesinlikle bunun için üstüne düşeni yapıyor."
'''İSLAMİ TERÖRE KARŞI SAVAŞIYORUZ' ARGÜMANI ÖLDÜ''
Sahadaki askeri ve stratejik duruma ilişkin verileri paylaşan Hinkle, Ukrayna'da ne kadar drone kullanılırsa kullanılsın Donbas bölgesindeki durumun değişmediğini ve Rusya'nın kazandığını ifade etti. ABD ve İsrail'in hedeflerinin çöktüğünü; İran'da uranyumdan zengin mühimmat bulunmadığını, rejim değişikliği yapılamadığını ve Rusya'nın Balkanlaştırılamadığını ekledi. 16 ülkenin askeri gücünün Yemen'de hezimete uğradığını, Afrika'nın Sahra bölgesindeki Mali ve Nijer gibi ülkelerde de devrimci yönetimler karşısında Batı'nın başarısız olduğunu hatırlattı.
Tüm bu hezimetlere rağmen Brüksel'in Çin'i engellemek ve Avrasya'yı kontrol etmek için Rusya'ya karşı agresifleştiğini belirten Hinkle, ''Brüksel'deki büyük beyinler, Çin'i engelleyebilmek ve Avrasya bölgesini kontrol edebilmek için gerçekten de Rusya'ya karşı bir agresyon başlatmaları gerektiğine inanıyordu. Daha önce bahsettiğimiz tüm çatışmaların her biri aslında bu bulmacanın bir parçasıydı. Ancak bu savaşların hiçbirisini gerçekten kazanamazlardı. Çünkü Afganistan'da 20 sene savaştıktan sonra bile hala Taliban hükümetinin iktidarda olduğunu görüyoruz.'' dedi.
Batı blokunun artık savaşlar için ahlaki bir bahane üretme zahmetine bile girmediğini vurgulayan Hinkle, ''Bu bölgede adil veya ahlaki savaşlar görmüyoruz. Orada gördüğümüz şey daha çok terörizm; droneların apartmanları vurması, füzelerin okullara düşmesi, yapay zekâyla kontrol edilen bombaların üniversite yurtlarına inmesi... Yine Lübnan'da gördüğümüz üzere kiliselerin, camilerin ve tarihi merkezlerin bilinçli olarak yok edilişi var. Burada, oyunu kaybettiği için satranç masasından kalkan şımarık bir çocuk durumuyla karşı karşıyayız. ABD İmparatorluğu artık askeri müdahaleleri için herhangi bir ahlaki bahane bulmaya ya da propaganda kampanyası yapmaya bile uğraşmıyor. Halka gerekçe sunmak için sahte bir televizyon programı kurgulamaya bile tenezzül etmiyorlar. Amerikalılar bir gün uyanıyorlar, Amerika Venezuela başkanını ele geçirmiş; ertesi gün uyanıyorlar, Amerika İran'da bir okulu bombalamış ve 100 öğrenci ölmüş. Bunun için hiçbir gerekçe sunmuyorlar. Şu anda yaşadığımız dünya böyle, her ay buna benzer bir olay yaşanıyor. Uzun zamandır 'İslami teröre karşı savaşıyoruz' argümanını kullanıyorlardı ama o fikir de öldü. Özellikle El Kaide'den ve Afrika Sahra bölgesindeki gelişmelerden sonra, ardından Rusya-Ukrayna vekalet savaşlarından, en sonunda da Gazze soykırımından sonra bu argümanın uluslararası düzende artık tamamen ortadan kalktığını ve yok olduğunu görüyoruz." ifadelerini kaydetti.
KÂĞITTAN KAPLANA KARŞI SİHA VE FÜZELERLE DİRENİŞ ŞART
Sözlerinin sonunda emperyalist güçlerin kendi vatandaşlarını dahi ezdiğini söyleyen Hinkle, Çin lideri Mao'nun sözlerini hatırlattı. Sorunların kibar diplomasiyle çözülemeyeceğini belirten Hinkle, bağımsızlık için SİHA'lar ve nükleer caydırıcılık dâhil olmak üzere teknolojik ve askeri güç kullanmanın önemine değinerek ''"Belki 2008'den sonra NATO yaptığı çalışmalarla adeta bir deli gibi görünüyor ve önümüzdeki yakın gelecek de pek aydınlık görünmüyor. Amerika şu anda tek taraflılık ve kutupluluk için yoğun bir şekilde çalışıyor, umarsızca hareketler gerçekleştirip yeni savaş suçlarına imza atıyor. Daha önce bir komutan, Avrupa'da ve İsrail'de çocukları ısıran kuduz köpekler gibi davrandıklarını, buna verilebilecek tek cevabın o köpekleri durdurmak olduğunu söylemişti. Kibar diplomasiler bu saldırganlığa cevap olamıyor. Bu köpekleri sevmek ya da okşamak onları teskin etmiyor. Biz bunu Mao'dan da öğrendik. Çin devrimi esnasında da nükleer tehditler vardı ve o zaman şöyle demişti: 'Ortada insanları korkutan bir kâğıttan kaplan var.' Ancak orada insanlar üzerinde kullanılan kitlesel silahlar vardı ve yüz binlerce insan hayatını kaybetti, yaralandı, sırf adalet sağlanamadığı için bunları yaşadı. Şunu söyleyerek sözlerimi bitirmek istiyorum: Şeytanın diplomasisi hiçbir zaman işe yaramamıştır. Bugün sunumları dinliyoruz, sizler de benzer problemleri paylaşan kardeşlersiniz. Emperyalist güçler, Amerika'da benim kendi vatandaşlarımı da eziyor; bunu diğer ülkelerde de görüyoruz. Buradaki egemenlik ve kurtuluş ancak kendi devrimini savunanlar ve gerekli fedakârlıkları yapanlar tarafından gerçekleştirilebilir. Bunlar dronelar ile olabilir, füzelerle olabilir, belki Türkiye'nin SİHA'larıyla veya nükleer caydırıcı güçler aracılığıyla olabilir." ifadelerini kaydetti.
Elşad Mirbeşiroğlu: NATO barış değil, kriz üretiyorGündem
ABD'siz NATO ayakta kalır mı? Emekli İtalyan generalden çarpıcı açıklamalarGündem