INSANE: Eski alman deniz kuvvetleri komutanindan itiraf gibi aciklama catismayi cozmek mumkundu 15099229 - The Real Truth
Eski Alman Deniz Kuvvetleri Komutanı Kay-Achim Schönbach, Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi “Dünyada Güvenlik ve NATO” konferansında konuştu.
Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi (DÜNYAMER) 26-27 Haziran tarihlerinde düzenlenen “Dünyada Güvenlik ve NATO” konferansı, uluslararası güvenlik politikalarına dair kritik değerlendirmelere sahne oldu. Etkinliğe İspanya'dan çevrimiçi bağlanan eski Alman Deniz Kuvvetleri Komutanı Emekli Koramiral Kay-Achim Schönbach, küresel siyasetteki güç kaymaları ve Doğu Avrupa'da devam eden savaşa ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu.
Schönbach, 2022 yılına kadar sürdürdüğü donanma komutanlığı görevinin ardından Almanya Federal Cumhuriyeti'nde çeşitli siyasi dernekler, partiler, kitap projeleri ve siyasi bir podcast üzerinden yürüttüğü faaliyetlere dikkat çekerek sözlerine başladı.
''AKTİF POLİTİKACILARIN DEVLET ADAMLIĞI KAPASİTESİ GERİLİYOR''
Dış politika, güvenlik, jeopolitik ve dış ticaret politikalarında tarihi güç kaymalarının yaşandığı çalkantılı bir dönemden geçildiğini belirten Schönbach, karar alıcı konumdaki siyasilerin yetkinliklerini sert bir dille eleştirdi. Halkların, göreve dâhilerin seçildiğine ve onların her zaman ülkeleri için en doğru kararları kusursuz bir şekilde alacaklarına inandığı dönemlerin artık geride kaldığını vurguladı. Schönbach, durumu şu sözlerle özetledi: "Şu anda bana elma ya da çürük yumurta fırlatabilecek olanların erişim alanının dışındayım. Çünkü şahsen gözlemlediğim kadarıyla günümüz siyasetinde görev yapan birçok aktif politikacının niteliği ve devlet adamlığı kapasitesi giderek gerilerken, bugün burada temsil edilen farklı alanlardaki uzmanların önemi giderek artmaktadır." Siyasi liderlere doğru kararların alınmasında perde arkasında rehberlik edecek olan akademisyen, asker ve uzmanların, Avrupa ve Avrasya'nın geleceği açısından tarihi bir sorumluluk üstlendiğinin altını çizdi.
Schönbach, ''Bir Avrupa ülkesi vatandaşı ve bir Alman olarak bu noktada yalnızca en derin kaygılarımı dile getirebilirim. Küba füze krizinin o karanlık ve tehlikeli günlerinden bu yana Avrupa'da büyük bir savaşa yol açabilecek bir tırmanışa hiç bu kadar yaklaşmamıştık. Ve sanırım bu sonuca ulaşan tek kişi ben de değilim. İstanbul'da, dünyanın hangi bölgesinden gelmiş olursanız olun, Ortadoğu'daki çatışmaların ve Doğu Ukrayna'daki savaşın tartışmalarının başlıca konuları arasında yer alacağını düşünmekte yanılmadığımı sanıyorum.'' ifadelerini kaydetti.
''DOĞU AVRUPA'DAKİ SAVAŞ ÖNLENEBİLİRDİ''
Almanya ve Batı dünyasının, Ukrayna ve Rusya arasındaki anlaşmazlığın tarihi arka planını yok saydığını belirten Koramiral, bu savaşın kaçınılmaz olmadığını savundu. Aktif görev süresince bu bölgeler üzerinde yoğun çalışmalar yürüttüğünü hatırlatan Schönbach, açıklamalarına şöyle devam etti: "Kişisel ve mesleki geçmişim beni Ukrayna ile Rusya Federasyonu arasındaki savaşla çok yakından bağlantılı hale getirmiştir. Nitekim aktif görevde bulunduğum yıllar boyunca ve elbette bugün de özellikle Doğu Avrupa'daki gelişmeler, Rusya Federasyonu ve Ukrayna ile ilgili meseleler üzerinde yoğun şekilde çalıştım. Ayrıca Almanya Federal Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı bünyesindeki üst düzey siyasi karar vericilere siyasi ve askeri konularda danışmanlık yapma görevini de yürüttüm. Fakat bütün bu çatışmalardan bir ders çıkardıysak o da şudur: Biz Batı'da, özellikle Almanya Federal Cumhuriyeti'nde, ilgili ülkelerin tarihi tecrübelerinin ve daha da önemlisi tarihin siyasi yorumunun günlük siyaseti ne kadar derinden etkilediğini unutmuş durumdayız. İstanbul'daki konferansa katılan pek çok kişi için bu tespit belki çok açık bir gerçek olarak görülebilir. Ancak özellikle biz Almanlar bu basit gerçekleri uzun süre görmezden geldik. Hala tarihin 8 Mayıs 1945'te, yani II. Dünya Savaşı'nın sona erdiği gün sona erdiğine inanma eğilimindeyiz. Dahası, tipik Alman yaklaşımıyla tarihle nasıl yüzleşilebileceğini, tarihi süreçlerin nasıl değerlendirilebileceğini ve geçmişle nasıl hesaplaşılması gerektiğini en iyi bizim bildiğimizi düşünüyoruz.''
Bu düşüncenin bedelinin ağır olduğunu savunan eski komutan, sürece dair tespitlerini şu şekilde aktardı: "Özellikle Donbas bölgesindeki savaş bize şunu göstermiştir: Tarihi arka planı göz ardı etmek, çatışmanın nedenlerini daha derinlemesine ve her şeyden önce tarafsız biçimde incelemeyi reddetmek, bu silahlı çatışmanın ortaya çıkmasını mümkün kılan temel etkenlerden biri olmuştur. Doğu Avrupa'daki savaş önlenebilirdi."
Karşılıklı saygıya dayanan ve eşitler arasında yürütülen diplomasinin bu çatışmanın tam ölçekli bir savaşa dönüşmesini engellemek için tüm imkanları sunduğunu ifade eden Schönbach, uluslararası sistemin güçlü aktörlerinin krizi çözmek için yeterli fırsatı bulduğunu hatırlattı. Her ayrıntıda uzlaşma sağlanamasa bile çatışmanın kontrolden çıkmasının engellenebileceğini savundu. Ancak cehalet, güç politikaları ve hatalı risk değerlendirmeleri nedeniyle soğuk çatışmanın sıcak bir savaşa dönüştüğünü vurguladı. Savaşın faturasının tek bir tarafa yüklenemeyeceğini, bir anlaşmazlığın ortaya çıkması için iki taraf gerektiğini belirten Schönbach, tarafların durumu doğru değerlendiremeyip kendi kapasitelerini olduğundan fazla görmeleri nedeniyle mevcut tehlikeli durumu daha da tırmandırabilecekleri uyarısında bulundu.
''YANLIŞ İDEALİZM BATI'YI SAVAŞIN İÇİNE ÇEKİYOR''
Birleşmiş Milletler Şartı gereği Ukrayna'nın saldırıya uğrayan taraf olarak desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Schönbach, mevcut durumda hiçbir tarafın tam bir zafer kazanamayacağına işaret etti. Savaşın uzamasının kıta için büyük bir risk oluşturduğunu ifade eden komutan ''Hepimiz bir ikilemin içindeyiz. Bir tarafta Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi saldırıya uğrayan bir ülkeye destek verilmesini öngörmektedir. Bu durumda söz konusu ülke Ukrayna'dır. Diğer taraftan ise durumu doğru değerlendirme cesaretini de göstermek zorundayız. Ve ben buna güçlü biçimde inanıyorum: Avrupa'daki herkesin ve belki de dünyanın tamamının yararı için, çatışmanın taraflarından biri açısından adalet tam anlamıyla sağlanamayacak olsa bile, bu savaşı mümkün olan en kısa sürede sona erdirecek doğru adımları atmak zorundayız. Ahlakçılık ve yanlış yönlendirilmiş idealizmin etkisi altında Batı'nın kendisini bu savaşın içine çekilmeye hazır hale getirmesi son derece büyük bir tehlikedir. Kiev tarafında saldırıya uğrayan bir ulusun içinde bulunduğu durumu ne kadar anlayışla karşılasam da bunu bir kez daha özellikle vurgulamak isterim: Kıtanın genel refahı ve güvenliği şu anki şartlarda, görünüşe göre hiçbir tarafın kazanamayacağı bu savaşın süresiz biçimde devam ettirilmesinden daha büyük ve daha önemli bir değerdir." ifadelerini kaydetti.
ÇÖZÜM İÇİN KARŞILIKLI SAYGI VE OBJEKTİF DİPLOMASİ ŞART
İstanbul'da bir araya gelen katılımcıların farklı deneyimlerden, kültürel çevrelerden ve tarihi geçmişlerden gelmesinin dış politikayı ilgi çekici kıldığını ve her konuda aynı fikirde olmaya gerek olmadığını belirten Schönbach, dünyadaki çatışmaların objektif, sağduyulu ve ölçülü bir şekilde analiz edilmesi gerektiğini vurguladı.
ABD eski başkan adayı Bill Clinton'ın "Önemli olan ekonomidir" şeklindeki meşhur seçim sloganına atıfta bulunarak, ''Bill Clinton'ın seçim kampanyasında kullanılan meşhur slogan 'Önemli olan ekonomidir' idi. Bugünse dünya çapında bir kez daha görüyoruz ki uluslarımız arasında her düzeyde yürütülen diplomatik temaslar ve diyalog ne kadar büyük bir önem taşımaktadır.'' ifadelerini kaydetti.
Bulgaristan'da NATO istilası! Bulgar siyasetçi Georgiev, NATO'nun vahşi yüzünü anlattı!Gündem
Altın fiyatlarında son durum: Gram, çeyrek, yarım ve ons altın ne kadar?Ekonomi